SEDEF HASTALARININ BULUŞMA MEKANI

sedef hastalığı, sedef hastaligi, sedef, sedef hastası, sedef hastaligi, sedef hastaları, sohbet, chat, forum
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Anket
SİZDE VEYA YAKINLARINIZDA SEDEF VARMI?
EVET.BEN SEDEF HASTASIYIM.
89%
 89% [ 16 ]
EVET.YAKINIMDA(YAKINLARIMDA) VAR.
6%
 6% [ 1 ]
HAYIR.SEDEF HASTASI DEĞİLİM.
6%
 6% [ 1 ]
Toplam Oylar : 18
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Sevgili Sedef Hastaları;
Ptsi Ekim 01, 2012 4:54 pm tarafından biha32

» selamlar....
Salı Mart 27, 2012 7:36 pm tarafından sedefligirl

» Sedef hastalığına B-Clear tedavisi
Salı Mart 27, 2012 7:33 pm tarafından sedefligirl

» WEB SAYFA TANITIMI
C.tesi Mayıs 22, 2010 10:57 pm tarafından iceblue

» SİZCE BU SİTEYE GEREK VARMIYDI?
C.tesi Ocak 30, 2010 11:16 am tarafından izmirli

» SOHBET-CHAT
C.tesi Ara. 05, 2009 12:13 pm tarafından izmirli

» BAYRAM
Cuma Eyl. 18, 2009 10:36 am tarafından Admin

» SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ
Paz Tem. 26, 2009 9:04 pm tarafından sedefligirl

» ´Kansere ve sedefe çare bulduk!´
Paz Nis. 05, 2009 2:41 pm tarafından sedefligirl

» SİTE YÖNETİCİSİNİN NOTU
Cuma Şub. 20, 2009 9:27 pm tarafından ince_memed

Tarıyıcı
 Kapı
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Istatistikler
Toplam 37 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: skaplan

Kullanıcılarımız toplam 46 mesaj attılar bunda 13 konu
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 25 kişi Çarş. Ağus. 28, 2013 4:18 pm tarihinde online oldu.
En iyi yollayıcılar
sedefligirl
 
Admin
 
izmirli
 
umutsandali
 
fatih
 
ince_memed
 
dilaverler
 
ebuzerr
 
iceblue
 
kamehan
 
GÜNÜN SÖZÜ
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
TakvimTakvim

Paylaş | 
 

 SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 34
Nerden : malatya
Kayıt tarihi : 25/06/08

MesajKonu: SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ   C.tesi Tem. 26, 2008 10:01 am

Sedef Hastalığı (Psoriasis)
Sıkça rastlanan kronik yangısal bir dermatozdur. Onca yapılan araştırmaya rağmen sebebi kesin olarak ortaya konmuş değildir ama son yıllarda ‘otoimmün’ bir hastalık olduğuna dair önemli kanıtlar elde edilmiştir. Belirli bir derecede kalıtsal geçişinin olduğu kabul edilir çünkü aynı aile bireylerinde görülme oranı yüksektir.



‘Otoimmün’ terimi ne demektir? İmmün sistem vücudumuzun savunma sistemidir, bize yabancı olan maddeleri algılar ve yok etmeye çalışır. Bu yabancı madde bazen bir mikrop, bazen allerjenik bir madde, bazen bir gıda artığı, bazense tümör hücresi olur. Kişinin bağışıklık sisteminin gücüne göre bu yabancı olarak algılanan maddeler, savunma sisteminin temel hücreleri olan akyuvarlar tarafından birtakım eritici enzimler salgılanarak yok edilirler. (Bu savunma hücrelerinin gerçek ışık ve elektron mikroskobik görüntüleri için –immün sistem- bölümüne bakınız) Bağışıklık sisteminin kontrolü bozulup, bize ait olanla yabancıyı ayırt etme yeteneği ortadan kalkarsa, immün sistem hücreleri normal vücut hücrelerine de bir mikroba zarar veriyor gibi zarar vermeye başlar. Yani, mikroplar, kanser hücreleri, yabancı allerjenler için sakladığımız ‘eritici enzimler’ ile kendi vücudumuz zarar görür. Otoimmün tüm hastalıklarda dokuya zarar veren etken, herhangi bir dış etken değil, kendi savunma hücrelerimiz olan akyuvarlarımızdır. Zaten mikroskobik düzeyde bunu saptamamız mümkündür. Sedef hastalığında da cilde zarar veren akyuvarları saldırı halinde mikroskop altında görebilmekteyiz. Bu yüzden sedef hastalığı bulaşıcı da değildir çünkü herhangi bir dış etkenle oluşmayan, vücudun kendi kendine zarar verdiği bir hastalıktır.
Kronik olarak akyuvarlarca hasar gören cilt, kalınlaşır ve normal yapısını kaybeder. Normal cilt kendini ortalama 21 günde yeniler, cildin 7 tabakasından en altta olanı yavaş yavaş yukarıya çıkar ve en son olarak ‘kir’ adı altında atılır, sedef hastalarında ise bu süre 3 güne kadar düşebilmektedir, yani vücut 21 günde oluşturacağı cildi 3 günde oluşturmaya çalışır ki bu da normal cilt gibi sağlıklı olmaz.
Cilt hastalıklarının yaklaşık %1-3’ünü oluşturur, beyaz ırkta daha sık görülür. Japonlarda, zencilerde ve kızılderililerde hemen hemen hiç görülmez. Dünyada yaklaşık 7.5 milyon sedef hastası olduğu düşünülmektedir. Türkiye’de ise her 100 insandan bir veya ikisinde görülmektedir. ABD’de de sıklığı aynıdır. En sık görüldüğü yaş grubu 10-35’tir. 50’li yaşlarda ikinci bir pik yapar. Her yaş grubunda görülebilmesine rağmen 2-3 yaşlarından önce görülmesi ise çok enderdir.
Keskin sınırlı, pembemsi kırmızımsı plaklar üzerinde parlak sedefi-beyaz kabuklarla karakterizedir, bu yüzden ‘sedef hastalığı’ diye anılır.
Lezyonlar genellikle simetriktir. Hastalığın birçok tipi vardır; kronik ve stabil, akut ve değişken gibi… Akut formu yaygın cilt kızarıklığı (generalize eritrodermi) veya iltihaplanma (püstülüzasyon) ile seyredebilir. Psöriazis vulgaris diye adlandırılan tipi en sık görülenidir. Püstüler psöriazis denen tipini bazen mikrobik deri hastalıklarından ayırdetmek çok zor olabilir.
GENEL SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TİPLERİ:
Plak Psöriazis (Psöriazis Vulgaris);En sık görülen tiptir. Lezyonlar ‘plak’ adı verilen yamalar şeklindedir. Keskin sınırlı kızarık bir zeminde gümüş rengi kabuklar mevcuttur. Kabuklar kaldırılınca altta toplu iğne ucu büyüklüğünde minik minik kanama alanları izlenir.Genelde dizlerde, dirseklerde ve kalçada görülür, yüzü tutmaz. Ayak, diz ve dirsek gibi sürekli tahrişe maruz kalan bölgelerde kabuklar çok kalınlaşabilir.
Guttat Psöriazis; Fransızca ‘damla’ demek olan ‘guttat’ kelimesinden köken alır çünkü lezyonlar 5-10 mm arası boyutta, küçük, yuvarlak veya oval damlalar şeklindedir. Gövdeyi, kolları ve bacakları, yüzü, saçlı deriyi etkiler. Bu formun çocuklarda ve gençlerde bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkması sık rastlanan bir durumdur. Tüm vücutta yaygın ama küçük boyutlarda döküntüler mevcuttur.
Fleksural Psöriazis; Lezyonlar sadece kıvrım yerlerindedir. En sık meme altlarında, kasıkta ve kalça kıvrımında görülür. Kilolu bayanlarda sıktır.
Püstüler Psöriazis; Vücutta yaygın, daha küçük, yuvarlak, içi irine benzer bir madde dolu döküntüler mevcuttur. Bu tipi bazen ateş yapabilir ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyabilir.
Saçlı deri psöriazisi; Saçlı deride soyulmalarla seyreder, en yoğun saç çizgisinde izlenir.
Bazen sadece elleri veya genital bölgeyi etkileyebilir. Ana tedavi protokolü aynı olmakla birlikte değişik bölgelerdeki formlar, değişik tedavi modalitelerini gerektirebilir. Tırnak ve eklem tutulumu görülebilir.
Travmaya yani fiziksel hasarlanmaya uğrayan bölgelerde lezyon aktive olur veya yeni lezyonlar ortaya çıkar. Genel kanı, hastalığın ilk ortaya çıkışının mekanik bir travma sonucu olduğu yönündedir. Aktif bir sedef hastasında deneysel olarak uygulanan travma ile travma alanında 10-20 gün sonra tipik sedef lezyonları belirir. Bu olaya tıpta, ‘Koebner fenomeni’ ya da ‘izomorfik yanıt’ denir ki dirsek ve dizler gibi sürekli kronik basıya maruz kalan bölgelerde lezyonların geç iyileşmesini de açıklar. Fiziksel travma, sedef hastalığını tetikleyen en önemli faktörlerden olduğu için bu konuda çok titizlikle önlem alınmalıdır. Banyoda keselenmek, diz ve dirsekleri sürekli sert zemine sürtmek, dar iç çamaşır giymek, aşırı güneşlenmek,aşırı soğuk ve rüzgara çıkmak, sabun kullanmak, kaçınılması gerekilen davranışlardan yalnızca bazılarıdır.
Psöriatik Artrit; Sedefin eklem tutulumudur. Sedefli hastaların %5 ile 10’unda görülür. Erkeklerde daha sıktır. Genellikle lezyonları yaygın olan kişilerde rastlanır. Bir ya da birkaç eklemi tutar, en çok diz eklemi tutulur. Eldeki eklemlerde görüldüğünde genellikle tırnak değişiklikleriyle de birliktedir.Kalça eklemini bile tutabilir.
SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ
Klasik tıpta tedavisi zor bir kronik hastalıktır. Sık sık nüks etmesi ve tedaviyi bırakınca alevlenmesi nedeniyle tedaviden çok koruyucu önlemlerin alınmasına ağırlık verilir. Uygulanan tedaviler belli bir süre için iyilik sağlayan ve köklü olmayan çözümlerdir.
Ana tedavi yöntemi ‘kortizon’ içeren preperatların lokal olarak uygulanmasıdır. Yerel kortizon seçiminde iki önemli faktör vardır; birincisi kortizonun gücüdür (potensi), önce güçlü tiplerle tedaviye başlanır, daha sonra iyileşme elde edildikçe gücü daha az olanlara geçilir. Kısa sürede nüks veya alevlenmeyi önlemek için kortizon birden kesilmez, kademeli olarak azaltılır.
Etkinin artırılabilmesi için lokal kortizon preperatları, salisilik asit ve üre ile kombine de edilebilir.
Lokal tedavide bir diğer önemli işlem lezyonların üzerindeki kabukların yumuşatılıp temizlenmesidir. Bu işlem birtakım özel kremlerle, tahriş edilmeden yapılmalıdır, kese vs. gibi yöntemler sedef hastalığını uzun vadede aktive ederler.
Katranlar, sedef tedavisinde Hipokrat döneminden bu yana kullanılan ve etkinliğine inanılan ilaçlardır. En sık kullanılanı ve en zararsız olanı ardıç ağacı katranıdır (huile de cade). Etki mekanizması kesin bilinmemekle birlikte antienflamatuar (yangı dağıtıcı) etkisi olduğu düşünülür. Bunlarla iyileşme yavaş olur ama tedavi sonrası nüks çok azdır. Salisilik asit, zeytinyağı ve ardıç katranı kombinasyonu da çok etkilidir.
Lokal retinoik asit, büyük ümitlerle kullanılmaya başlanmışsa da aşırı tahriş edici etkisinden dolayı kullanımı çok azalmıştır.
Yakın zamanlarda psöriazis tedavisinde yer almaya başlayan bir başka preperat kalsipotrioldür (Psorcutan).
Sedef hastalığında başta doğal güneş ışığı olmak üzere değişik fizik tedavi yöntemleri de kullanılmaktadır. Güneş ışığının olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Doğal güneş ışığında önemli ölçüde UVB, çok az da UVA bulunur. Güneşte kalınan süreler kısa olmalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır. Güneş yanığı ise sedefi azdırır (Koebner fenomeni).
Günümüzde yapay ultra viole kaynakları, UVA ve UVB’yi isteğe göre ayrı ayrı veya birlikte verebilecek özelliktedir. Bu tedavi yöntemine, yaygın ve küçük lezyonları olan hastalar en iyi cevap verir.
GOECKERMAN YÖNTEMİ: UVB’nin katranlarla birlikte kullanımıdır. Vazelin içerisin %2-5 oranlarında taş kömürü katranı konup günde 3 kez uygulanır, ilk uygulamadan 24 saat sonra vücuttaki katran yumuşatıcı bir yağ ile temizlenir ve UVB uygulaması yapılır. Günümüzde bu klasik şekle fazla uyulmamaktadır.
INGRAM YÖNTEMİ: Antralin, UVB ve katran banyolarının birlikte kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. UVB ve antraline bağlı yan etkiler görülebilir.
SİSTEMİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Sistemik kortizon uygulaması, hızlı bir iyileşme sağlamakla birlikte çabuk ve eskisinden daha şiddetli nükslere neden olabilir. Çok yaygın ve tedaviye dirençli, kalın plaklı kronik hastalarda çok kontrollü olarak uygulanıp, kontrollü olarak kesilmelidir.
Sedef hastalığı immün baskılayıcı ilaçlarla kontrol edilebilmektedir, bu da hastalığın ‘otoimmün’ olduğu lehinedir ancak immün sistemi baskılamak atipik enfeksiyon hastalıkları gibi, verem gibi çok önemli yan etkilere sebep olabilmektedir. İmmün sistemi baskılamak yerine düzenlemek gerekir.
SEDEF HASTALIĞINDA TAMAMLAYICI TIBBIN YERİ:
Sedef hastalığı cildin lokal bir hastalığı değildir, bağışıklıksisteminin abartılı ve kontrolsüz çalıştığı sistemik bir hastalıktır dolayısı ile tedavide dışardan sürülerek uygulanan lokal tedaviler yeterli olmaz. Bağışıklık sisteminin mutlaka düzenlenmesi gerekir, burada bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden veya baskılanmasından bahsetmiyorum, ‘düzenlenmesi yani doğru çalışmasından’ bahsediyorum.
Bağışıklık sistemimizin düzenli çalışmasına yardımcı olan onlarca, yüzlerce, bitki, baharat ve besin mevcuttur. Besinlerden bir kısmı evimizde zaten bulunan maddelerdir, örneğin çörekotu, portakal kabuğu gibi… Bitkilerdense bazıları çay formatında hazırlanır, bazılarının ise özü kullanılır.
Antioksidanlar sedefin doğal tedavisinin önemli parçasıdırlar, bağışıklık sisteminin vücuda zarar vermesini önlerler, üzüm ve nar çekirdeği bunların başında gelir. Meyve ve sebzelerden de antioksidan özelliği olanlar bol miktarda tüketilmelidir. Sabah aç karna taze sıkılmış nar ve üzüm suyu oldukça faydalıdır.
Vitamin, mineral ve eser element takviyeleri, hücre yenileyici özelliği olan doğal maddeler önemlidir, sedef hastalığında sürekli kronik hasarlanmaya uğrayan bir cilt vardır ve tekrar tekrar yenilenmek, yeniden yapılanmak durumundadır. Balık yağı, gerçek bal, arı poleni bunlardan bazılarıdır.
Hastanın moralinin iyi olması çok önemlidir, psikolojik sistemin immün sistem üzerinde çok önemli etkileri vardır ve psöriazis de immün sistemle bağlantılı bir hastalıktır. Sedef hastalığında tetikleyici faktörler vardır ve psikosomatik faktörler bunlardan en önemlisidir. Hastaların öyküleri alındığında sıklıkla lezyonların ortaya çıkışından kısa bir süre önce önemli bir psikolojik travma geçirdikleri gözlemlenir. Özellikle çocuk hastalarda, kardeş doğumu, çevre, okul ve öğretmen değişikliği, ebeveyn kaybı, önemli bir sınava zorlanarak hazırlanma gibi tetikleyici psikolojik faktörlere çok sık rastlarız. Hastanın zaten bozuk olan psişik durumunun hastalığı nedeniyle daha da kötüleşip kısır döngüye girmesi engellenmelidir. Psikolojik rahatlatıcı etkileri olan birtakım bitkisel çaylar tedaviye eklenebilir, psikolog yardımı önerilebilir.
Lokal olarak uygulanacak doğal tedavi yöntemleri de mevcuttur. Ardıç ağacı katranından yapılmış kremler oldukça etkilidir. Bu kremlere kan dolaşımını artırıcı ve hücre yenileyici ve yangı dağıtıcı özelliği olan bitki özleri de eklenebilir. Vazelin bazlı formatlar cilde, sıvı formatlar saça uygulanır.
Sedef hastalığında cildi nemli tutmak çok önemlidir normal kremlerle bu her zaman mümkün olmaz özellikle kış aylarında birtakım bitkisel yağlardan faydalanılabilir.


http://www.sedeftedavisi.com/sedef_hastaligi_tedavisi.php
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sedefhastaligi.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 34
Nerden : malatya
Kayıt tarihi : 25/06/08

MesajKonu: devamı   C.tesi Tem. 26, 2008 10:02 am

devamı....
Plak Psöriazis (Psöriazis Vulgaris));En sık görülen tiptir. Lezyonlar ‘plak’ adı verilen yamalar şeklindedir. Keskin sınırlı kızarık bir zeminde gümüş rengi kabuklar mevcuttur. Kabuklar kaldırılınca altta toplu iğne ucu büyüklüğünde minik minik kanama alanları izlenir.Genelde dizlerde, dirseklerde ve kalçada görülür, yüzü tutmaz. Ayak, diz ve dirsek gibi sürekli tahrişe maruz kalan bölgelerde kabuklar çok kalınlaşabilir. Guttat Psöriazis; Fransızca ‘damla’ demek olan ‘guttat’ kelimesinden köken alır çünkü lezyonlar 5-10 mm arası boyutta, küçük, yuvarlak veya oval damlalar şeklindedir. Gövdeyi, kolları ve bacakları, yüzü, saçlı deriyi etkiler. Bu formun çocuklarda ve gençlerde bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkması sık rastlanan bir durumdur. Tüm vücutta yaygın ama küçük boyutlarda döküntüler mevcuttur. Lezyonlar sadece kıvrım yerlerindedir. En sık meme altlarında, kasıkta ve kalça kıvrımında görülür. Kilolu bayanlarda sıktır.
Püstüler Psöriazis; Vücutta yaygın, daha küçük, yuvarlak, içi irine benzer bir madde dolu döküntüler mevcuttur. Bu tipi bazen ateş yapabilir ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyabilir. Saçlı deri psöriazisi; Saçlı deride soyulmalarla seyreder, en yoğun saç çizgisinde izlenir. Bazen sadece elleri veya genital bölgeyi etkileyebilir. Ana tedavi protokolü aynı olmakla birlikte değişik bölgelerdeki formlar, değişik tedavi modalitelerini gerektirebilir. Tırnak ve eklem tutulumu görülebilir. Travmaya yani fiziksel hasarlanmaya uğrayan bölgelerde lezyon aktive olur veya yeni lezyonlar ortaya çıkar. Genel kanı, hastalığın ilk ortaya çıkışının mekanik bir travma sonucu olduğu yönündedir. Aktif bir sedef hastasında deneysel olarak uygulanan travma ile travma alanında 10-20 gün sonra tipik sedef lezyonları belirir. Bu olaya tıpta, ‘Koebner fenomeni’ ya da ‘izomorfik yanıt’ denir ki dirsek ve dizler gibi sürekli kronik basıya maruz kalan bölgelerde lezyonların geç iyileşmesini de açıklar. Fiziksel travma, sedef hastalığını tetikleyen en önemli faktörlerden olduğu için bu konuda çok titizlikle önlem alınmalıdır. Banyoda keselenmek, diz ve dirsekleri sürekli sert zemine sürtmek, dar iç çamaşır giymek, aşırı güneşlenmek,aşırı soğuk ve rüzgara çıkmak, sabun kullanmak, kaçınılması gerekilen davranışlardan yalnızca bazılarıdır.
Psöriatik Artrit; Sedefin eklem tutulumudur. Sedefli hastaların %5 ile 10’unda görülür. Erkeklerde daha sıktır. Genellikle lezyonları yaygın olan kişilerde rastlanır. Bir ya da birkaç eklemi tutar, en çok diz eklemi tutulur. Eldeki eklemlerde görüldüğünde genellikle tırnak değişiklikleriyle de birliktedir.Kalça eklemini bile tutabilir. Klasik tıpta tedavisi zor bir kronik hastalıktır. Sık sık nüks etmesi ve tedaviyi bırakınca alevlenmesi nedeniyle tedaviden çok koruyucu önlemlerin alınmasına ağırlık verilir. Uygulanan tedaviler belli bir süre için iyilik sağlayan ve köklü olmayan çözümlerdir.
Ana tedavi yöntemi ‘kortizon’ içeren preperatların lokal olarak uygulanmasıdır. Yerel kortizon seçiminde iki önemli faktör vardır; birincisi kortizonun gücüdür (potensi), önce güçlü tiplerle tedaviye başlanır, daha sonra iyileşme elde edildikçe gücü daha az olanlara geçilir. Kısa sürede nüks veya alevlenmeyi önlemek için kortizon birden kesilmez, kademeli olarak azaltılır. Etkinin artırılabilmesi için lokal kortizon preperatları, salisilik asit ve üre ile kombine de edilebilir. Lokal tedavide bir diğer önemli işlem lezyonların üzerindeki kabukların yumuşatılıp temizlenmesidir. Bu işlem birtakım özel kremlerle, tahriş edilmeden yapılmalıdır, kese vs. gibi yöntemler sedef hastalığını uzun vadede aktive ederler. Katranlar, sedef tedavisinde Hipokrat döneminden bu yana kullanılan ve etkinliğine inanılan ilaçlardır. En sık kullanılanı ve en zararsız olanı ardıç ağacı katranıdır (huile de cade). Etki mekanizması kesin bilinmemekle birlikte antienflamatuar (yangı dağıtıcı) etkisi olduğu düşünülür. Bunlarla iyileşme yavaş olur ama tedavi sonrası nüks çok azdır. Salisilik asit, zeytinyağı ve ardıç katranı kombinasyonu da çok etkilidir. Lokal retinoik asit, büyük ümitlerle kullanılmaya başlanmışsa da aşırı tahriş edici etkisinden dolayı kullanımı çok azalmıştır. Yakın zamanlarda psöriazis tedavisinde yer almaya başlayan bir başka preperat kalsipotrioldür (Psorcutan).
Sedef hastalığında başta doğal güneş ışığı olmak üzere değişik fizik tedavi yöntemleri de kullanılmaktadır. Güneş ışığının olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Doğal güneş ışığında önemli ölçüde UVB, çok az da UVA bulunur. Güneşte kalınan süreler kısa olmalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır. Güneş yanığı ise sedefi azdırır (Koebner fenomeni). Günümüzde yapay ultra viole kaynakları, UVA ve UVB’yi isteğe göre ayrı ayrı veya birlikte verebilecek özelliktedir. Bu tedavi yöntemine, yaygın ve küçük lezyonları olan hastalar en iyi cevap verir.
GOECKERMAN YÖNTEMİ: UVB’nin katranlarla birlikte kullanımıdır. Vazelin içerisin %2-5 oranlarında taş kömürü katranı konup günde 3 kez uygulanır, ilk uygulamadan 24 saat sonra vücuttaki katran yumuşatıcı bir yağ ile temizlenir ve UVB uygulaması yapılır. Günümüzde bu klasik şekle fazla uyulmamaktadır. INGRAM YÖNTEMİ: Antralin, UVB ve katran banyolarının birlikte kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. UVB ve antraline bağlı yan etkiler görülebilir.
SİSTEMİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Sistemik kortizon uygulaması, hızlı bir iyileşme sağlamakla birlikte çabuk ve eskisinden daha şiddetli nükslere neden olabilir. Çok yaygın ve tedaviye dirençli, kalın plaklı kronik hastalarda çok kontrollü olarak uygulanıp, kontrollü olarak kesilmelidir. Sedef hastalığı immün baskılayıcı ilaçlarla kontrol edilebilmektedir, bu da hastalığın ‘otoimmün’ olduğu lehinedir ancak immün sistemi baskılamak atipik enfeksiyon hastalıkları gibi, verem gibi çok önemli yan etkilere sebep olabilmektedir. İmmün sistemi baskılamak yerine düzenlemek gerekir. Sedef hastalığı cildin lokal bir hastalığı değildir, bağışıklıksisteminin abartılı ve kontrolsüz çalıştığı sistemik bir hastalıktır dolayısı ile tedavide dışardan sürülerek uygulanan lokal tedaviler yeterli olmaz. Bağışıklık sisteminin mutlaka düzenlenmesi gerekir, burada bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden veya baskılanmasından bahsetmiyorum, ‘düzenlenmesi yani doğru çalışmasından’ bahsediyorum. Bağışıklık sistemimizin düzenli çalışmasına yardımcı olan onlarca, yüzlerce, bitki, baharat ve besin mevcuttur. Besinlerden bir kısmı evimizde zaten bulunan maddelerdir, örneğin çörekotu, portakal kabuğu gibi… Bitkilerdense bazıları çay formatında hazırlanır, bazılarının ise özü kullanılır. Antioksidanlar sedefin doğal tedavisinin önemli parçasıdırlar, bağışıklık sisteminin vücuda zarar vermesini önlerler, üzüm ve nar çekirdeği bunların başında gelir. Meyve ve sebzelerden de antioksidan özelliği olanlar bol miktarda tüketilmelidir. Sabah aç karna taze sıkılmış nar ve üzüm suyu oldukça faydalıdır. Vitamin, mineral ve eser element takviyeleri, hücre yenileyici özelliği olan doğal maddeler önemlidir, sedef hastalığında sürekli kronik hasarlanmaya uğrayan bir cilt vardır ve tekrar tekrar yenilenmek, yeniden yapılanmak durumundadır. Balık yağı, gerçek bal, arı poleni bunlardan bazılarıdır. Hastanın moralinin iyi olması çok önemlidir, psikolojik sistemin immün sistem üzerinde çok önemli etkileri vardır ve psöriazis de immün sistemle bağlantılı bir hastalıktır. Sedef hastalığında tetikleyici faktörler vardır ve psikosomatik faktörler bunlardan en önemlisidir. Hastaların öyküleri alındığında sıklıkla lezyonların ortaya çıkışından kısa bir süre önce önemli bir psikolojik travma geçirdikleri gözlemlenir. Özellikle çocuk hastalarda, kardeş doğumu, çevre, okul ve öğretmen değişikliği, ebeveyn kaybı, önemli bir sınava zorlanarak hazırlanma gibi tetikleyici psikolojik faktörlere çok sık rastlarız.
Hastanın zaten bozuk olan psişik durumunun hastalığı nedeniyle daha da kötüleşip kısır döngüye girmesi engellenmelidir. Psikolojik rahatlatıcı etkileri olan birtakım bitkisel çaylar tedaviye eklenebilir, psikolog yardımı önerilebilir. Lokal olarak uygulanacak doğal tedavi yöntemleri de mevcuttur. Ardıç ağacı katranından yapılmış kremler oldukça etkilidir. Bu kremlere kan dolaşımını artırıcı ve hücre yenileyici ve yangı dağıtıcı özelliği olan bitki özleri de eklenebilir. Vazelin bazlı formatlar cilde, sıvı formatlar saça uygulanır. Sedef hastalığında cildi nemli tutmak çok önemlidir normal kremlerle bu her zaman mümkün olmaz özellikle kış aylarında birtakım bitkisel yağlardan faydalanılabilir.
Balıklı Göl'ün Sedef Hastalığı (psoriasis) Üzerindeki Etkisi.
Sedef hastalığı görüntü olarak insanda psikolojik çöküntü yaratmaktadır. Etrafında yaşayan insanların meraklı bakışları, soruları, bulaşıcı bir hastalıkmış gibi davranmaları kişiyi iyice sıkıntıya sokar.
Sivas’ta, balıklı göl adında bir kaplıca tesisleri vardır. Balıklıgöl zaman zaman televizyonlarda haberlere konu olmaktadır. Balıklıgöl'de yaşayan ve sıcak suda yaşıyor olmasından başka hiçbir özelliği olmayan balıkların, bu suya giren insanların sedefli bölgelerini adeta ilahi bir güdüyle yiyip tedavi ettiği haberlerde yansıtılmıştır. Tabi ki bu tesisler çaresiz sedefli hastaların hücumuna uğramaktadır.
Balıklıgöl'de ki olay şudur; orada zaten bir kaplıca havası vardır. Kaplıca suyu sedef yaralarını yumuşatmaktadır. Orada yaşayan ve sadece karnını doyurmak isteyen balıklar da bu sedef pullarını yemektedirler. Birkaç gün sonra yaralar kaybolmaya başladıkça sedef sanki geçiyormuş gibi görünmektedir. Birçok hasta bu kaplıcalara uğramakta ve belki geçici olarak fayda bulmaktadır. Fakat oradaki havuzlara birçok insanın beraber girmesi ve balıkların insanların yaralarını kanatması, hepatit ve mantar gibi hastalıkların bulaşabilmesine zemin sağlayabilmektedir. Yani kısacası insanlar orada tedavi olduklarını sanıyor, evlerine döndükten bir süre sonra tekrar bu sedefle yaşamaya devam ediyorlar.
Sedef hastalığına güneş ve deniz suyu da çok iyi gelmektedir. Doğal tuzlu su birçok deri hastalığına iyi geldiği gibi, güneşle birlikte sedefe de faydalı olmaktadır. On günlük bir deniz tatilinden sonra sedefinden büyük ölçüde kurtulmuş insanlarla karşılaşılmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sedefhastaligi.yetkinforum.com
sedefligirl

avatar

Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 27
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 30/09/08

MesajKonu: Geri: SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ   Salı Eyl. 30, 2008 3:21 pm

selam

ya bu kadar şeyi yazmışsınızda kimse okumazki bunları.

millet sedef hastalığını duyunca hemen bulaşıcı olup olmadığını soruyor...

en başta bulaşıcı değildir yazsaydınız yeterliydi bence..


byeee
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dilaverler



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 12/05/09

MesajKonu: Geri: SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ   Salı Mayıs 12, 2009 4:53 pm

arkadaşlar ben ismim cengiz 9 senedir sedef hastasıyım idare ediyorum kafamızdan atmamız gerektini düşünüyorum bence avrupa ülkelerinde yaşamak lazım insanlar garip bakışlarına maruz kalmassınız bende denizde çalışıyorum hemen hemen tüm dünyayı gezdim gördüm bizim halkımız gelişememiş ve gelişemiyecekte bence BU ARLAR BLUE CUP KULLANIYORUM SPREY HAPI ŞAMPUANI ALPHA RİCÊ'KULLANDIM BANA İYİ GELMEDİ AMA SEDEF OLAN BİRİNE İYİ GELDİ KENDİM GÖRDÜM TELEFON NUMARAM 05358592816 İSMİM CENGİZ SEDEF HASTALIĞINLA İLGİLİ HER BİLGİYE SAHİBİM HASTA OLARAK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sedefligirl

avatar

Mesaj Sayısı : 16
Yaş : 27
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 30/09/08

MesajKonu: Geri: SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ   Paz Tem. 26, 2009 9:04 pm

paylaşım için teşekkürler ama yanlış yerde paylaşmışsın sedef hastaığı nedir sayfasında paylaşmışsın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
SEDEF HASTALIĞI (PSORIASIS) TEDAVİSİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEDEF HASTALARININ BULUŞMA MEKANI :: BİLGİ BANKASI :: Sedef Hastalığı nedir?-
Buraya geçin: